Yaratıcı gençlik platformu

McDonald’s kıyafet koleksiyonunu tanıttı

Pizza Hut ve KFC gibi restoran zincirlerinden sonra McDonald’s da McDelivery Collection isimli kendi kıyafet ve ev eşyası koleksiyonu hazırladı.

Aynı zamanda “Global Delivery Day” olan 26 Temmuz’da satın alınabilecek ürünler UberEATS ile tüketiciye ulaştırılacak. Sınırlı sayıda ürünün bulunduğu koleksiyonda üzerinde hamburger deseni olan tulum ve yastıktan ‘World Famous’ yazılı terliğe kadar birçok ürün seçeneği bulunuyor.

McDonald’s 2015 yılında üzerinde Big Mac görselinin yer aldığı ürünlerini hazırlamıştı. Amcak McDelivery Collection’ın içerisinde çok daha fazla ürün bulunuyor ve gördüğümüz tek yiyecek görseli de Big Mac değil.

UberEATS’in tüketicilere ulaştıracağı ürünlerin siparişi mcdeliveryatmcdonalds.com sitesinden verilebilecek. Ancak Japonya veya Çin’de yaşıyorsanız ürünlere mağazadan da ulaşabileceksiniz.

Böyle söyledi Nolan

Yılın en çok beklenen filmlerinden Dunkirk, Temmuz’da vizyona giriyor. Ama filmden önce buyurun Christopher Nolan’a daha yakından bakalım.

Alp Turgut (28)

Filmdoktoru.com

 

 

Bu ay yılın en merakla beklenen filmlerinden biri olan Christopher Nolan’ın yeni filmi Dunkirk sonunda vizyona giriyor. 2. Dünya Savaşı’nda askerlerin yaşadığı psikolojiyi üç farklı alanda seyirciye hissettirecek olan film kim bilir seyirci için nasıl bir deneyim olacak? Ama ondan önce yeni filmin şerefine imza attığı her filmle seyirciye bambaşka deneyimler yaşatan yönetmenin felsefesine daha yakından bakalım dedik.

 Christopher Nolan’ın sinema dünyasındaki yeri bambaşka kuşkusuz. Bunda birbirinden muhteşem filmlere imza atmasındaki rol büyük; fakat Nolan’ı bu kadar özel ve başarılı yapan şey sadece bu değil. 2005 yılındaki Batman Begins / Batman Başlıyor filminde şöyle bir diyalog vardı: “Kendinizi bir insandan çok daha fazlası haline getirirseniz, kendinizi bir ülküye adarsanız ve sizi durduramazlarsa, işte o zaman tamamen başka  bir şey olursunuz. Efsane, Bay Wayne.” Popüler kültür öğelerini kullanırken bir yandan alt metinde özellikle Friedrich Nietzsche ve George Orwell felsefelerine filmlerinde yer vererek sanat filmlerine imza atan Christopher Nolan, işte bu yüzden efsane olma yolunda ilerliyor.

Trajedilerle dolu karakterler

Nolan filmlerine yakından bakıldığında ana karakterleri arasındaki bazı benzerliklerin dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Nietzsche’nin geliştirdiği, özellikle Böyle Söyledi Zerdüşt adlı eserinde açık bir şekilde tanımladığı felsefi terimlerden birisi olan Üstinsan (Übermensch) modelini odak noktasına alan Nolan’ın tüm ana karakterlerinin geçmişlerinin trajedilerle dolu olduğuna tanıklık ederiz ki tüm filmlerinde gördüğümüz en öne çıkan trajedi, karakterin sevdiğini kaybetmiş olmasıdır. Nietzsche “Yeryüzünün anlamı olacak İnsanötesi! Yeryüzüne bağlı kalın, inanmayın size dünya ötesi umutlardan söz edenlere!” derken “Bengi Dönüş”den söz eder. Bengi Dönüş düşüncesine göre bazı şeyleri yeniden yaşamak zorunda olan insanın bir çeşit kavranılmaz özgürlüğe kavuşabilmesi ve bir şeyleri anlamlandırması uğrunda yaşadıkları değerli olmakla beraber kaderini kabul etmesi (Amor Fati) gerekmektedir. Bunları yapan insan Üstinsan mertebesine erişir. Nolan’ın filmlerinde de gördüğümüz karakterlerin yaşadığı trajedilerinin onları bulundukları duruma getirerek İnsanüstü mertebesine eriştiklerdiklerini görürüz. Buna verilebilecek en güzel örnek tabii ki The Dark Knight / Kara Şövalye (2005 – 2012) üçlemesindeki Bruce Wayne / Batman başta olmak üzere tüm kötü karakterler. Ama ondan önce biraz gerilere gidip 2000 yılındaki Memento / Akıl Defteri’ne bakalım.

 Kendine özgü doğrusal olmayan anlatımıyla teknik açıdan akıllara kazınan Akıl Defteri’nde Guy Pierce tarafından canlandırılan Leonard’ın hafıza sorununun eşinin gözleri önünde öldürülmesi sırasında başına aldığı darbeyle gerçekleştiğini görüyoruz. Karakterin kısa dönemde her şeyi geçici sürelerle unutmasına rağmen eşinin öldürülme anını hiçbir zaman unutmaması ve karakterin (hafıza sorunu nedeniyle) devamlı bir intikam döngüsü içerisinde olması Nietzsche’nin Üstinsan kavramına tam olarak uyuyor. Öte yandan, aynı adlı Norveç filminin 2002 yılındaki uyarlaması olan Insomnia’da Al Pacino’nun canlandırdığı dedektif Will Dormer adlı karakterin geçmişi hakkında fazla bilgi edinemesek de Dormer’ın kazara öldürdüğü partneri için duyduğu vicdan azabına ortak oluyoruz. Tabii bu filmle beraber ilk defa belirli bir kötü karakter devreye giriyor. Sinema dünyasında kötü karakter olarak düşünülmeyecek belki de tek aktör olan Robin Williams’ı tercih eden Nolan, oyuncu tercihi konusundaki yeteneğini daha o zamanlardan göstermeye başlamış.

Batman meselesi

2005 yılındaki çizgi roman filmlerinde çığır açan başyapıt serisinin başlangıcı Batman Başlıyor’la Nolan’ın tam aradığı karakter cennetine kavuştuğunu söyleyebiliriz. Annesini ve babasını korkunç bir cinayete kurban veren Bruce Wayne’in yaşadığı trajedilerden güç alarak bir intikamcıya dönüştüğü seride Batman’i Üstinsan olarak tanımlamak mümkün. Bu şekilde bütün acılarıyla ya da ölümcül yapısıyla da olsa yaşamı yeniden yaşamaya evet diyebilen karakterin Zerdüşt’ün dediği gibi “kişinin kendi gönüllü ölümünü seçmesi” düşüncesini odak noktasına aldığını görüyoruz. Peşine düştüğü her kötü karakterle ebeveynlerinin ölümünü tekrar tekrar yaşayan Bruce’un bu anıları tekrar tekrar yaşamayı onaylaması onun adalet savaşçısı Batman olarak neyden beslendiğini bizlere hissettiriyor. Filmin sloganının “Neden düşeriz? Tekrar ayağa kalkabilmeyi öğrenebilmek için” olması da karakterin tekrar tekrar başarısızlığa uğramasına rağmen seçtiği ülkü uğruna verdiği savaşı özetler nitelikte. Öte yandan, madalyonun öteki yüzünde de bir Übermensch bulunduğunu belirtmek gerek. Filmin kötü karakteri Ra’s al Ghul’un bulunduğu duruma gelmesinde eşinin uğradığı trajik cinayetin neden olduğunu öğreniyoruz. Fakat Ghul’un adalet ideolojisi suçu ne olursa olsun asla öldürmeyen Wayne’e göre daha katı. Ghul’a göre “Suç, hoş görülemez. Suçlular, toplumun hoşgörüsünden beslenir.” Tek çözüm vardır o da suçluyu ortadan kaldırmak. Aslında bu şekilde Nolan’ın bize benzer trajedilerin nasıl farklı ideolojiler ortaya çıkardığını gösterdiğini belirtmek gerek.

Heath Ledger’ın mükemmel ötesi performansıyla ikinci filmle (The Dark Knight / Kara Şövalye) sahneye çıkan Joker’in ise geçmişi hakkında hiçbir şey söylenmez. Karakterin geçmişinde neler yaşadığı üç sahnede kendi ağzından farklı bir şekilde açıklanır ama hiçbir zaman net bir şekilde seyirciye sunulmaz ki karakterin gelmiş geçmiş en iyi kötü karakterlerden biri olmasının en büyük nedeni de budur. Çünkü bu seyirciye merak unsuru yaratmakla beraber karakterin psikolojik yapısını yorumlamaya açık bırakır. Joker de yaşadıkları nedeniyle kendi gönüllü ölümünü seçmiştir. Kaybedecek hiçbir şeyi olmadığı için korkusu yoktur ve hareketleri plansızdır. Joker’i geçmişte öldürmeyen şey Nietzsche’nin de dediği gibi onu güçlendirmiştir. Hatta ünlü cümleyi değiştirerek seyirciye şöyle der: “Seni öldürmeyen şey seni… başkalaştırır.” Bu arada Joker Batman’le olan sorgu sahnesinde nihilist bir görüş sergileyerek “Bu dünyada hayatta kalmanın tek mantıklı yolu, kural tanımamaktır” der ki Schopenhauer’ın nihilist felsefesini geliştirenin Nietzsche olduğunu düşünürsek bu durum çok da şaşırtmamakta.

Bu filmde asıl kurbanlar ise müstakbel eşini Joker’in düzenlediği patlamada kaybedip patlamada yaralanan Harvey Dent / İki Yüz ve sevdiği kadını kaybeden Wayne’dir. Yine bu şekilde benzer bir karakter modelini görmemiz mümkün. Üçüncü filme (The Dark Knight Rises / Kara Şövalye Yükseliyor) sahneye çıkan Tom Hardy’nin şahane performansıyla döktürdüğü Bane karakteri ise Ghul’la benzerlik taşımakla beraber Batman’i yenen tek kötü karakterdir ki bu filmle de yükseliş teması tekrardan gün yüzüne çıkar. Bu arada tüm kötü ve iyi karakterlerle aslında iyi ile kötünün kutuplarda olmadığını vurgulayan Nolan’ın Orwell’den esinlendiği ideolojide hayatta hiçbir şeyin bir ya da sıfır olmadığını belirtmek gerek. Özellikle son Batman filmiyle sınıf ayrımının yarattığı yıkıma dikkat çeker.

Eşsiz tekniklerin yönetmeni

2006 yılındaki The Prestige / Prestij filminde Robert Angier (Hugh Jackman) ve Alfred Borden (Christian Bale), 2010 yılındaki Inception / Başlangıç filmindeki Cobb (Leonardo DiCaprio) ve 2014 yılındaki Interstellar / Yıldızlararası filmindeki Cooper (Matthew McConaughey) karakterlerinin de sevdiklerini kaybettikleri bir trajediye sahip olduklarını görüyoruz. Tüm karakterlerin geçmişleriyle takıntılı halde olmaları ve yine yaşananlardan güç alarak ülkülerinde vazgeçmemeleri en belirgin Nolan imzaları olarak göze çarpıyor.

 Christopher Nolan filmleri hakkında anlatacak daha çok şey var ama Prestij, Başlangıç ve Yıldızlararası gerçekten ayrı bir yazı konusu. Kendine has zengin felsefesi, özgün fikirleri ve eşsiz teknikleriyle Nolan, özellikle her şeyin dijital kameraya ve bilgisayar efektlerine kaydığı şu zamanlarda film gibi film yapan nadir yönetmenlerden. Umuyorum yeni filmleriyle sinema severlere daha farklı ve güzel deneyimler yaşatarak yeni başyapıtlarla efsane yönetmenler arasındaki yerini sağlamlaştıracak.

Bu yazı ilk olarak JR. by Campaign Temmuz 2017 sayısında yayımlanmıştır. 

 

Doğacak bebekleri için korku filmi hazırlayan çift

Doğacak bebek için korku filmi hazırlamak kulağa ilginç gelse de çift, bebeklerinin cinsiyetini duyurmak için son derece eğlenceli bir yol seçerek korku filmi fragmanı hazırlamış.

Judy ve Gavin Holt isimli çift 2015 yılında da benzer bir yol izlemiş ve ilk çocuklarının doğacağını bu şekilde açıklamışlardı. İkili şimdi de ikinci çocuklarının cinsiyetini açıklamak için böyle bir yol izlemeye karar verdi ve The Sequel: Gender Reveal isimli fragman tadındaki kısa filmlerini yayınladılar.

İkisi de fotoğrafçı olan Judy ve Gavin, ikinci çocukların cinsiyetini açıklarken bu kez başrole minik kızlarını da konumlandırarak ortaya ‘şirin’ bir korku filmi fragmanı çıkarmışlar.

Uzak şehirleri birleştiren fotoğraflar

Chanel Cartell ve Stevo Dirnberger isimli Güney Afrikalı çift 2015 yılında işlerini bırakarak dünyayı gezmeye karar vermişler. Çift 2 yıl süren keşifleri boyunca 40 ülke gezip bol bol fotoğraf çekmeyi de ihmal etmemiş. Böylece ortaya bambaşka fotoğrafların bir araya getirildiği çalışmalar çıkmış.

Scenes from Around the World: A Mash-Up Project isimli seride dünyanın birçok ülkesinden manzara ve yapı fotoğrafları bulunuyor. Ancak bu fotoğraflar alıştığımız tarzın biraz daha dışında. Çift, çektikleri fotoğraflardan benzer olanları belirlemiş ve dünyanın farklı yerlerindeki iki şehri böylelikle bir araya getirmeyi başarmış.

Aynı zamanda kolaja dayalı olan çalışma Cartell ve Dirnberger’in nerelere gittiğine dair minik bir belgesel niteliği de taşıyor. Çift aynı zamanda How Far From Home isimli bloglarında da seyahatlerine dair detayları, ilgi çekici hikayeleri ve fotoğrafları paylaşıyorlar.

İtalya – Almanya

Kanada – Güney Afrika

Yeni Zelanda – Avusturya

Avustralya – Endonezya

Norveç – Japonya

Kanada – İsveç

İzlanda – Almanya

Samsung ile hem denizde hem karada yüzme yarışı

Samsung 13 yıldır sponsoru olduğu, Samsung Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı için yeni reklam filmini hazırladı.

Reklam filmiyle, 29. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nın sadece yüzme yarışına değil, pek çok etkinliğe ev sahipliği yapacağını duyuran marka, herkesi Kuruçeşme’ye davet ediyor.

#DenizdeKarada sloganıyla yola çıkan, reklam filmlerinin yanı sıra açıkhava ve sosyal medyada yer alan reklam kampanyasının yaratıcı ajansı Cheil Worldwide Turkey.

Künye:

Reklamveren: Samsung
Reklamveren Temsilcileri: Ayşenur Özbekli, Barış Gökpınar, Erhan Tezakar, Volkan Ali Akyüz, Dilge Berktaş, Sibel Hür, Treysi Hason, Ünsal Köşlü, Burak Zararsız
Reklam Ajansı: Cheil Worldwide Turkey
Kreatif Direktör: Cihan Kavaklıpınar
Kreatif Ekip: Mert Bitmez, Emel Sunay, Çağlar Mertler, Selim Küçükkutlu, Gökhan Duyar
Müşteri İlişkileri Direktörü: Mehmet Özkanoğlu
Dijital Ekip: Tarık Billor, Engin Varol, Doruk Bayer, Emre Arısoy
Prodüksiyon Şirketi: Hacıyatmaz Film
Yönetmen: Tunay Sevinç

 

Genç iletişimcilerin “PR Kafası”

İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA), sektörün gençlerini “Genç İDA” çatısı altında topladı. Bu aydan itibaren genç iletişim danışmanları, yazılarıyla JR.’da.

Eda Erman, Genç İDA

 

 

 

Sektörün önde gelen iletişim danışmanlığı şirketlerini çatısı altında buluşturan İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği – İDA, sektörün genç zihinlerinin bir araya geleceği bir oluşuma ön ayak oldu. Üye şirketlerin iletişim profesyonelleri olarak Genç İDA çatısı altında buluştuk. Artık kendi yağımızda kavrulan genç iletişim danışmanları olarak kendimize ait bir kulübümüz ve hayata geçirmek, anlatmak istediğimiz onlarca şey var.

Sohbetlerimizde “Sektörün buna ihtiyacı var” dediğimiz pek çok konu oldu. Genç İDA üyeleri olarak nereden başlasak diye düşündüğümüz toplantılarda, kendi PR’ımızı yapmadığımızdan yakındık. Bunun için de ilk olarak kendimizi tanımlamaya çalışarak işe başladık. Bir kere her konuda bir fikrimiz var. Çünkü ekonomiden sağlığa, teknolojiden kültür sanata, gıdadan sigortacılığa her sektörden markalarla çalışıyoruz. Bu alanların farklı ihtiyaçlarına cevap verebilmek için kendimizi sürekli geliştirmek ve yeni şeyler öğrenmek işimizin bir parçası. İletişim danışmanlarını tanımlayan bir diğer “keyword” de bu: çözüm odaklılık. Belki de işimizin en tatmin edici parçalarından biri bu; ihtiyaç anında çözüm üreten olmak. Gereken şey doğru kelimeler, bir masanın üzerindeki çiçek ya da bir telefon numarası olabilir, siz yine de ihtiyaç halinde iletişim danışmanınıza ulaşın. İletişim danışmanınız mutlaka o anda farklı pek çok konuyu aynı anda yürütüyordur ki bu da bir diğer özelliğimiz: Multitasking. Her işi aynı anda yürütmek sektöre girdiğimiz ilk yıllardan bu yana DNA’larımıza işleyen bir alışkanlık haline geldi. Eğer aynı anda yapacağımız en az 4-5 işimiz yoksa o gün rahat geçiyor demektir.

Son yılların trendi yoğun iş temposu bizim için gerçek yaşamken elbette desteğe ihtiyaç duyuyoruz.  Bunun için bir araya gelebileceğimiz, deneyimlerimizi paylaşabileceğimiz, bilgi akışı sağlayabileceğimiz, sektöre yeni katılan/katılacak arkadaşlarımızın oryantasyon süreçlerine yardımcı olabileceğimiz, bol bol da eğlenebileceğimiz bir Genç İDA hayal ediyoruz.

İlk olarak dijital ortamda bir araya gelmenin herkes için kolay olacağını düşündük. Artık babaanne ve dedelerimizin bile facebook hesapları varken, genç iletişimciler olarak bizim bir grubumuz olmazsa olmaz dedik; Facebook Genç İDA sayfamızı açtık. Burada iletişim dünyasındaki gelişmelerin paylaşılacağı, sektör çalışanlarının iş süreçlerinde bilgi alışverişi yapabileceği, fikir ve görüşlerin paylaşılabileceği bir alan yaratmaya çalışıyoruz.

Bir yandan da aslında ne kadar yaratıcı ve eğlenceli insanlar olduğumuzu gizlemeyelim dedik ve instagram sayfamız PR Kafası’nı açtık. Müşteriden beklenen ama bir türlü gelmeyen “OK” maillerini, uzayan mesai saatlerini ve event selfie’lerini instagram.com/prkafasi’nda bulabilirsiniz.

Ayrıca Genç İDA olarak bu aydan itibaren Campaign JR.’daki köşemizde biraz da iş konuşacağız. 

Muhtemelen ne kadar çabalarsak çabalayalım, “Şimdi sen tam olarak ne iş yapıyorsun?” sorusuna yanıt bulamayacağız. Yine de Y kuşağı profesyonelleri olarak sektörün bugününde ve yarınında “çorbada tuzumuz olsun” kadar faydamız dokunursa ne ala.

Bu yazı ilk olarak JR. by Campaign Temmuz 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Taco Bell’in ırkçı bulunan reklamı değiştirildi

Taco Bell’in Naked Chicken Chalupa isimli ürünü için iki ayrı reklam filmi hazırlandı ancak reklamlardan bir tanesi pek çok kişi tarafından ırkçı bulundu.

Reklamda yer alan adamın elindekini çöpe değil de bebek arabasıyla yolda giden siyahi bir kadına atması reklamda rahatsız edici bulunan kısımdı. Sosyal medyada artan tepkiler üzerine ajans, reklam filminin bu kısmını yeniden düzenledi. Ancak Taco Bell, kendi hesaplarında tekrardan reklamın ilk versiyonunu paylaştı.

Sosyal medyadaki tepkiler ve boykot çağrıları arttıkça Taco Bell’den “Bu reklamla kimseyi üzmek istememiştik. Bize kırılan herkesten özür dileriz. Hızlı bir şekilde reklamı tekrardan düzenledik ve orijinal versiyonunu da kaldırdık” şeklinde bir açıklama geldi. 

Mesaj atmak korkunç sonuçlar doğurabilir

Araç kullanırken mesaj atmanın tehlikelerine değinen “It Can Wait” kampanyası, yeni reklam filminde insanları bilinçlendirmek için gerçek görüntülerden yararlanmış.

FCB Cape Town’ın hazırladığı reklam filmi, yürürken telefonuyla ilgilenen ve bu yüzden havuza düşen, başkasıyla çarpışan ya da direklere çarpan insanların güvenlik kameralarına yansımış görüntüleriyle başlıyor. Başlarda komik bir görüntü sunsa da reklam korkunç bir trafik kazasıyla sonlanıyor. Tabii bu kaza görüntüsü gerçek bir olaydan alınan görüntü değil.

“Aynı anda yürüyüp mesaj atamıyorken neden araç kullanırken mesaj atıyorsun” mesajıyla sona eren reklam, 40 saniyede son derece güçlü bir mesaj vererek insanları bilinçlendirmeyi amaçlıyor.

Game of Thrones sosyal medyada ne kadar konuşuldu?

Tüm zamanların en sevilen dizileri arasına adını yazdıran Game of Thrones, 1 yıldan daha uzun süren sezon arasından sonra ekranlara etkileyici bir geri dönüş gerçekleştirdi.

Bir anda dünyanın en popüler konularından biri haline gelen Game of Thrones, sanal dünyanın da favorisi haline geldi. Sosyal medya araştırma şirketi Somera da 17 Temmuz’da 7. sezonu başlayan Game of Thrones dizisine yönelik sosyal medya konuşmalarını analiz etti.

Somera’nın araştırmasına göre son 3 gün içerisinde #GoTS7 hakkında 52.994 ileti paylaşıldı. 6. sezonun finaline damgasını vuran Arya Stark, bu bölümde de en çok konuşulan karakter oldu.

Inception 2017 yılında yayınlansaydı nasıl biterdi?

Christopher Nolan’ın yazıp yönettiği ve izleyicilere bambaşka bir gerçeklik sunduğu 2010 yapımı Inception, sinema tarihinin en önemli filmleri arasına adını yazdırmayı başarmıştı.

Başrollerinde Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt ve Tom Hardy gibi yıldızların yer aldığı Inception, özellikle son sahnesiyle büyük bir tartışma yaratmıştı. Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı Cobb, totemini döndürmüş ve film sona ermişti. Haliyle izleyiciler bunun gerçek mi yoksa rüya mı olduğu anlamamıştı. 

Filmin üzerinden yıllar geçti ve komedyen Edward Usher, Inception’ın sonunu baştan yarattı. Usher, çok tartışılan son için son dönemin en popüler ‘oyuncağını’ kullanmayı tercih etti.

İşte Inception’ın alternatif sonu: