Yaratıcı gençlik platformu

1 dakikalık sevgi dolu bakış…

Evet evet, sevdiğinizi söylediğiniz ama hayatın akışı içinde ihmal ettiğiniz o insana/şeye sevgi dolu bakmak için mesela sadece 1 dakikanızı ayırın. Ama görerek ve hissederek bakın mutlaka.

11 ayın minnoşu Sevgililer Günü’ne bir kez daha ulaştık. Bu sene de kimilerimiz “Biricik olan sensin, üzülme” deyip kendine sarılacak, kimilerimiz de aşık olduğu adama/kadına özel olduğunu hissettirmek için başka hiç gün yokmuş gibi bugünü değerlendirecek. Ama en güzeli, bazılarımızın böyle bir günden haberi bile olmayacak.

Yine de, her yıl ısrarla maruz kaldığımız Sevgililer Günü’nü eleştiri yağmuruna tutmak yerine onu başka açıdan ele alalım ve “Madem hayat sevince güzel, anlat bakalım nasıl güzel?” deyip Şubat kapağımızı sevgili Merve Atılgan’ın ellerine teslim ettik. O da bize kupa kızı-sinek valesi tadında, iliklere işlemiş huzurlu bir sevginin etkilerini gördüğümüz, renkli bir kapakla geldi. Merve’nin gerek hazırladığı kapağa gerekse hayatına ve sanatına ilişkin diğer ayrıntılar her zaman olduğu gibi Inspiration sayfalarımızda.

Başımıza ne geliyorsa sevgisizlikten geliyor sevgili cünyırlar, unutmayın. Yanınızdaki insanı sevin, yaptığınız işi sevin, hayatın karşınıza çıkardığı küçük tesadüfleri, hayvanları, bitkileri sevin. Ama en önemlisi kendinizi sevin (yine de onu çok abartmayın:)). Sevmeyi ihmal etmeyin, sevgisiz ve JR’sız da kalmayın.

Herkese keyifli okumalar:)

Seda Büktel

JR. by Campaign Yayın Yönetmeni

Bu yazı ilk olarak JR. by Campaign Şubat 2017 sayısında yayımlandı.

JR. Şubat 2017 sayısı çıktı

Aşkından eriyen cünyırlar! Aşkın güzelliğini ve bünyelerimizde yarattığı erime halini gözler önüne seren Merve Atılgan(27) imzalı kapağıyla, JR. by Campaign Şubat 2017 sayısı çıktı.

Peki Şubat sayısında neler var:

  • The Brand: Spotify

Bugün 100 milyondan fazla kullanıcısıyla müzik veri akışı platformları arasında önemli bir yere sahip olan Spotify, yalnızca müzik dinlediğimiz bir platformdan daha fazlası.

  • The Campaign: Inglorious Fruits and Vegetables

Fransız süpermarket zinciri Intermarché, Marcel reklam ajansı ile hazırladığı Inglorious Fruits and Vegetables kampanyasıyla yiyecek israfının önüne geçmeyi hedefliyor.

  • Ayın sanatçısı: Merve Atılgan

Bu ay bize aşk dolu bir kapak hediye eden Merve Atılgan (27), aşkın onda yarattığı ruh halini, kariyerini ve kendini anlatıyor.

  • Kariyer ışığınız parıldasın! Peki nasıl?

Profesyonel hayatta inisiyatif alabilmek ve kararlarının arkasında durabilmek, kariyer basamaklarını tırmanırken itici bir güç oluşturur. Peki bunu yaparken dikkat etmeniz gerekenler neler?

  • Turkcell GNÇYTNK’leri çağırıyor

Turkcell, işe alım programı GNÇYTNK ile gençleri, eğlenirken öğrenecekleri ve kariyerlerine sağlam bir başlangıç yapabilecekleri bir deneyime davet ediyor.

  • Geleceğin para birimi FinTech’le değişiyor

Teknoloji hayatımızın her alanına yayılmaya devam ederken bu yayılımdan en çok etkilenecekler alanlardan biri yakın zaman cüzdanlarımız olacak. Mont ceplerimizde nakit para aradığımız dönem sona mı eriyor? Atakan Yenel yazdı.

Ve daha fazlası JR. by Campaign’in Şubat 2017 sayısında.

Dijital versiyon için:

 

SPX, yeni logosunu arıyor

Adrenalin ve alternatif spor kategorilerinde 28 yıldır hizmet veren SPX, bir tasarım yarışmasıyla yeni logosunu seçecek. SPX yeni logosunun enerjisi ile önümüzdeki dönemde müşterileriyle olan bağını daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. 

SPX’in tasarım yarışmasına isteyen herkes ücretsiz olarak katılabilecek. Jürinin özgünlük, dikkat çekicilik, akılda kalıcılık, kolay anlaşılırlık, SPX marka değerleriyle uyumluluk kriterlerine göre yapacağı değerlendirme sonucunda kazanan yarışmacı belirlenecek. Yarışmanın başvuruları, info@spx.com.tr adresi üzerinden 28 Şubat 2017 tarihinde saat 18.00’e kadar yapılabilecek. Kazanan yarışmacı 3 Mart 2017 tarihinde SPX’in Facebook kanalında açıklanacak. Birinci olan tasarımcı SPX'ten 10.000 TL hediye çeki kazanacak. 

Logo yarışmasının katılım koşullarına web sitesinden ulaşılabilir.

Yapı Kredi soruyor: Sizinki kaç Şubat?

Yapı Kredi, 14 Şubat Sevgililer Günü için bu yıl sevgilisi olanların yanı sıra olmayanları da düşündü. “Seninki Kaç Şubat?” adıyla eğlenceli bir proje başlatan Yapı Kredi’nin bu uygulaması 16 Şubat tarihine kadar sürecek. Proje kapsamında seninkikacsubat.com üzerinden Sevgililer Günü’ne özel hazırlanan sorulara cevap veren katılımcılara, yanıtlarına göre, Spotify’dan ilişki durumlarına özel müzik listesi hediye ediliyor.

Buna göre sorular; “14 Şubat Sevgililerin Günü”, “14,5 Şubat Platoniklerin Günü”, “15 Şubat Yalnızların Günü” olmak üzere 3 kategoriye ayrılıyor. Her bir kategoride kullanıcılardan ilişki durumlarını yansıtacak şekilde sorulara cevap vermeleri isteniyor. Bu cevaplara göre her kategoride 3 farklı sonuç ortaya çıkıyor ve kullanıcılar Spotify’da bu sonuçlara göre daha önceden hazırlanmış müzik listelerine yönlendiriliyor.

Kampanya “Seninki Kaç Şubat? sloganıyla 14 Şubat’ta sevgilisi olsun ya da olmasın herkesin eğlenceli ve bol müzikli bir gün yaşamasına olanak tanıyor.

İşte seçilecek soru kategorilerine çıkabilecek sonuçlar:
14 Şubat Sonuçlar
Cicim Ayları
Ne Seninle Ne Sensiz
Evli Mutlu Çocuklu

14,5 Şubat – Sonuçlar
Umutsuz Platonik
Ürkek Platonik
Mutlu Platonik

15 Şubat – Sonuçlar
Aşka Tövbe Ettimciler
Ben Halimden Memnunumcular
Olursa Süpriz Olurcular

 

 

Ford, Türkiye’nin ortak aşk şiirini yazmaya çağırıyor

Ford, yeni sosyal medya kampanyası #BirBaşkaŞiir ile yepyeni ve inovatif bir sanat projesine imza atıyor. Ford, tüm Twitter kullanıcılarını Türkiye’nin ortak şiirini oluşturmak üzere tweet atmaya davet ediyor.

Ford, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde, sosyal medya kullanıcılarıyla birlikte Twitter’da paylaşılan aşk sözcüklerinden aldığı ilhamla Türkiye’nin ilk ortak şiirini yazmaya hazırlanıyor. Ford’un yapay zeka ile çalışan robot şairi @birbaskasair, ayrıca @birbaskasair hesabına #BirBaşkaŞiir etiketi ile tweet atan tüm sosyal medya kullanıcılarına özel maniler yazacak.

Aruz vezninden cinaslı kafiyeye kadar farklı şiir tekniklerine hakim olan @birbaskasair, kampanya süresince aşka dair Twitter’da yazılmış ve yazılacak tüm kelimeleri okuyup analiz edecek. Onlardan aldığı ilhamla, 14 Şubat günü saat 17.00’da Ford Türkiye YouTube ve Facebook hesaplarında gerçekleşecek canlı yayınlarda Türkiye’nin ilk ortak aşk şiirini yazacak. Sanatçı İlhan Şeşen, kendine has yorumuyla bu şiiri canlı yayında okuyacak.

Ford’un @birbaşkaşair’i, 14 Şubat’a kadar Türkiye’nin ortak aşk şiirine katkıda bulunmak isteyen herkesin #BirBaşkaŞiir etiketiyle yapacağı aşk dolu tweetlerini bekliyor.

Kampanyanın tanıtım filmi:

Brick Burger’ler her şeyin mükemmel olduğunun kanıtı

Yıllardır LEGO’dan evler, arabalar, uçaklar yapıldığını çok gördük. "Daha LEGO’ya dair ne yapılabilir ki ama" derken de karşımıza yepyeni bir lezzet çıktı ve hemen çenemizi kapattık. Zira gördük ki LEGO’yla ve LEGO’ya dair yapılabileceklerin bir sınırı yok.

Filipinler Pasig’de bulunan bir restoran, “kreatif blok” kelimesine yeni bir anlam yükleyen renkli burgerlerle karşımızda.

Brick Burger isimli restoran adını tabii ki hamburgerlerinin LEGO’ya olan benzerliğinden alıyor. Restoranın menüsü de Emmet, Lord Business, Wild Style gibi The Lego Movie karakterlerinden oluşuyor.

Gelelim fiyatlara. Restorandaki en pahalı burger, üç katlı bir cheeseburger olan Lord Business ve fiyatı da 450 Filipinler Pesosu, ki bu da yaklaşık 34 TL’ye denk geliyor.

Bunları gördükten sonra hemen Filipinlere uçak bileti alıp burayı görmek isteyecek kadar delirir misiniz bilmiyoruz ama öğle yemeğine doğru ağzınızı sulandıracağı kesin. Birbirinden güzel görünen burgerler için sayfayı kaydırmaya başlayın.

 

Burger so awesome you'll keep coming back for more! TAG the squad now and head over to Brick Burger today! 📷 @marchiekins

A photo posted by Brick Burger (@brickburgerph) on

 

 

DOUBLE TAP IF YOU CAN SPOT THE DIFFERENCE between these two burgers!

A photo posted by Brick Burger (@brickburgerph) on

 

 

 

 

TAG your friends to join you here at Brick Burger today! 📷 @tzuhanyou

A photo posted by Brick Burger (@brickburgerph) on

 

“Geniş Ekran” yayın hayatına başladı!

Kültür sanattan sağlık ve güzelliğe, magazinden moda ve mizaha yaşamın her alanından programların yer alacağı Geniş Ekran, 7 Şubat'ta Youtube üzerinden yayın hayatına başladı. IPEC Entertainment bünyesinde kurulan platformda; Fuat Güner, İzzet Öz, Dr.Ümit Aktaş, Berna Türköver, Buket Kahraman ve projenin yaratıcısı İpek İyier gibi ünlü ve alanında uzman pek çok isim program yapıyor.

Ünlü ve Uzman İsimler Geniş Ekran’da!

Türkiye’nin usta müzisyenlerinden Fuat Güner “Fuat Güner Kampüste”, prodüktörlerin duayeni İzzet Öz “İzzet Öz Sizlerle”, son yılların en konuşulan isimlerinden Dr.Ümit Aktaş “Ümit Aktaş ile İlaçsız Yaşam”, kişisel gelişim uzmanı ve yaşam koçu Berna Türköver “Yaşama Dair”, magazin yazarı ve basın danışmanı Buket Kahraman “Haftanın Panaroması”, Geniş Ekran’ın proje annesi, seyahat gurusu, müzisyen, televizyoncu ve yapımcı İpek İyier “İpek Yolu” ve “Kulisteyiz” adlı programlarıyla Geniş Ekran’da boy gösteriyor.

Bununla birlikte, Fuat Güner’in sunumuyla 2015’te TRT Türk ekranlarında 13 bölüm olarak yayınlanan, Türkiye'nin sadece dünyaca ünlü isimlerin konuk alındığı ilk ve tek programı ‘’Aramızda Müzik Var’’ın röportaj ve performans bölümleri de sadece Geniş Ekran üzerinden izlenebilecek.

Müzik, seyahat, moda, kültür&sanat, sağlık, yemek, güzellik, çocuk, iş dünyası, otomotiv, hobi, astroloji, magazin, mizah olmak üzere hemen her konudan özgün yapımların yer aldığı platformda ayrıca “Ünlü Uyumu”, “Kulüp Kafası”, “Meslek Sırrı”, “İcat Çıkar Çocuğum”, “Sağlıklı Günler”, “Güzel Günler”, “En’’i Konu”, “Tarihin Tozlu Kıyafetleri’’, “Mutfaktan Sofraya” başta olmak üzere onlarca özgün yapım ekrana gelecek. Geniş Ekran aynı zamanda kültür-sanat, müzik ve etkinlik dünyasının haber kanalı olma özelliği de taşıyor.

Platforma ulaşmak için tıklayınız.

 

Dove’dan güzelliğin evrenselliğine vurgu

Dove Philippines, Ogilvy & Mather imzalı yeni kampanyası “#RealBeauty is Universal” ile çeşitliliği desteklemeye ve stereotiplere meydan okumaya devam ediyor.

Uzun zamandır beklentilere ve kalıplara karşı koyan kadınların ilham veren gerçek hikayeler paylaşan marka “#MyBeautyMySay” kampanyasında da kadınların neler yapabileceğini gösteren güçlü bir reklam yayınlamıştı.

Dove Masterbrand Pazarlama Direktörü Neil Trinidad son kampanyayla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Dünyanın her yanında güzelliğin tanımını özgürleştirici toplumsal hareketler deneyimleniyor ve biz de dünyanın her yerindeki kadınların kendilerine özgü özelliklerini, rollerini ve oldukları kişiye duydukları özsaygılarını desteklemek istiyoruz. Geçen 60 yılda, dünyanın dört bir yanında kadınları hep destekledik. Bu kampanya yoluyla da sadece farklı arkaplanlara sahip kadınlarla çalışma fırsatına sahip olmak değil, aynı zamanda Filipinler’de yaygın olan güzellik tanımını da evrimleştirmek istiyoruz.”

 

Pideci Ersin Deliyersin’den Superfresh’e isyan

SuperFresh yeni çıkan pidelerini TV’de ‘’Pideler de gelmiş!’’ sloganıyla hazırladığı bir reklam filmiyle duyurmuştu. Kampanyanın dijital ayağında ise SuperFresh pidelerinin piyasaya çıkması sonrası satışlarında ciddi düşüş yaşayan ‘Pideci Ersin Deliyersin’ karakteri yer aldı.

Dertli pidecinin yakarışları, TV’de ana haber sonrası yayınlanan video ile duyuldu. Instagram’da yaklaşık 2M takipçisi olan Aykut Elmas’ın canlandırdığı Ersin Deliyersin karakteri daha sonra Zaytung haberiyle dijital dünyada da derdini anlattı. Böylece SuperFresh Pideleri için online-offline entegre bir kampanya başlatıldı.

Seyirciler Ersin Deliyersin’i ilk olarak TV’de Ana Haber sonrasında günün en çok izlenen dizisinden hemen önce yayına giren, pidecide çekilmiş haber formatında bir videoda gördü.

Bu videoda Ersin Deliyersin, düşen pide satışlarından sonra çalışanlarının seramik sanatına yönelmesinden dert yandı ve dükkanının Kapadokya’ya döndüğünden dem vurdu. Daha sonra hedef kitlenin en çok izlediği sabah programlarına konuk olan ve derdini anlatmaya çalışan Ersin Deliyersin, adeta bir fenomen haline geldi. 

Haber formatındaki ilk video, Facebook’ta fenomen hesaplardan (Aykut Elmas, Baho, Kemal Ekşioğlu) paylaşıldıktan sonra toplam 59k etkileşim (like+comment+share) aldı.

Kampanya toplam 17M reach’e ulaştı. Önceki döneme göre marka ile ilgili konuşulma oranı 113% arttı ve kampanya ilgili konuşulmaların %80’i de pozitif oldu.

Hazırlanan dijital medya raporuna göre toplam impression sayısı: 12M  iken video görüntülenme sayısı ise 2,9M olarak gerçekleşti.

İşte kampanyanın TV'de yayınlanan reklamı:

Künye:

Reklamveren SuperFresh

Marka Ekibi Nalan Özgür, Selcan Sevingen, Çağla Tuna

Dijital Ajans Dwarf Planet

Kreatif Direktör Enes Danış

Kreatif Ekip Burak Arslan, Oğuzcan Önver

Müşteri Direktörü Alican Arkun

Medya Planlama Ajansı Open Medya

Medya Planlama Ajansı Ekibi Oya Akın, Ayçin Tektaş, Cansın Kadercan, Nur Küçükertan, Resul Karaçay, Kader Bozkurt, Songül Özgü

 

Arigato Gozaimasu Japonya!

Japonya’ya gidecekseniz ya da bir Japon ile temasa geçecekseniz işte size o güzel çekik gözlerde pırıltı oluşturacağı muhakkak olan iki kelime: Arigato Gozaimasu.

 

 

 

 

 

Hatice Erkan (26), Kurumsal İletişimci

 

Japonya’da her yerde yeni bir şeye tanık olacak, tüm meraklarınızı tatmin etmek şöyle dursun bu köklü kültüre daha da derinleşen bir merak ve ilgi duyacaksınız.

İş seyahati için Japonya’ya gideceğimi ve gitmişken birkaç şehri de gezme imkânı bulabileceğimi öğrendiğimde, hiçbir seyahat öncesi yaşamadığım, heyecanla karışık duygu silsilesi yaşadım: “Ne, Japonya’ya mı gidiyorum? Daha önce hiç aktarmasız 12 saat uçmadım. Acaba bu kadar uzun uçuşta neler yapmak gerekir. Mutlaka kimono almalıyım. Deprem veya tsunami olursa tadımız kaçmasın! Aç kalır mıyım?” Bu duygu silsilesi içerisinde başlayan seyahatim unutulmaz bir deneyime dönüştü.

Dünyanın en büyük metropolüne gideceğiniz zaman sizi büyük bir kaosun bekleyeceğini düşünebilirsiniz. Ancak Tokyo’ya, tüm kalabalığına rağmen nazik insanların oluşturduğu muazzam bir düzen hakim. Şehrin dört bir yanına son derece gelişmiş bir ulaşım ağı olan metro ve tren ile yolculuk yapabiliyorsunuz. Tenha ya da iş çıkışı saatlerinde bindiğimde de – fani gözleri Zincirlikuyu metrobüs durağını görmüş biri olarak – gözlerime inanamadım. İnsanlar sakince sıraya giriyor, inenlere öncelik tanıyor ve en kalabalık saatlerde bile kimse söylenmiyor, birbirini itip kakmıyordu. Ginza’ya gitmek üzere metro beklerken dikkatimi çeken şeylerden biri de sarı güvenlik şeridinin hemen bitişiğindeki, üzerinde anlamadığım Japonca yazıların yazdığı kutu şeklindeki pembe alan oldu. Biraz daha yaklaştığımda üzerinde “Women Only” yazdığını gördüm. 2000 yılında hayata geçirilen uygulama artık şehir kültürünün bir parçası olmuş. Sabah 7-9 saatleri arasında sadece kadınları ve küçük çocukları taşıyan bu vagonlar, tacizle suçlanmaktan korkan erkekler tarafından da hoş karşılanmış. Bu noktada Japonya’dan aldığım iPhone’un artık çok geç olduğunda öğrendiğim bir özelliğinden bahsetmek istiyorum. Japonya’dan aldığım iPhone 7 ile çektiğim her fotoğrafa, asla kısılmayan bir “çıkırt” sesi eşlik ediyor. Telefonunuzu sessize almanız da bu kamera sesini engellemiyor. Röntgenci “etek-altı” fotoğraflarının, özellikle iş çıkış saatlerinde kalabalık olan toplu taşımada bir endişe yaratması sonucu 2008 yılında ülke genelinde uygulamaya konan bir zorunluluk bu kısılmayan ses. Japonya’ya özel üretilen bu telefonlarla şirketler, bu tarz fotoğraflarla gelen mağduriyete karşı kendilerini koruma altına alıyorlar.

Uzun kuyrukta keramet mi var?

Kendim için travmatik olan bu alışveriş deneyimini bir kenara bırakıp “Doğu’nun iyi yönlerini alalım” diyerek Japonların kuyruğa girme ve sırada bekleme kültürlerinden bir örnek daha paylaşmak istiyorum.

Bazı restoranların önünde saatlerce bekleyen Japonlar görürseniz şaşırmayın. Benzer ürünleri satan iki ayrı restoranla karşılaşan bir Japonun eğilimi genellikle uzun olan kuyruğa girmek oluyor. Beklemek bir ürüne değer katan bir öge Japonya’da. Bu uzun süreli kuyruk bekleyişi, Meiji döneminden kalan bir gelenekmiş. Bazı mağaza sahipleri insanlara dükkanlarının önünde kuyruk oluşturmaları için para ödüyormuş. Bu paralı bekleyicilerin bir adı bile var: Sakura.

Japonya’da bulunduğum süre içerisinde iki gün Osaka’da konaklama fırsatı buldum. Burada arkadaşlarımla gittiğim küçük bir suşi restoranında garsona o sihirli iki kelimeyi söyledim: Arigato Gozaimasu. O kadar mutlu oldular ki aracımızla ayrılmak üzereyken tüm restoran çalışanları (beş kişilerdi) el sallayıp dans ederek uğurladılar bizi.

Kurallara riayet etmek de Japonluğun mihenk taşlarından biri. Japonya’da yürürken ya da köşe başında sigara içen birine rastlamak oldukça güç, çünkü yasak. Yetişkinler arasında sigara içme oranının yüzde 19 olduğu Japonya’da, sigara içenler için özel ayrılmış olan bölümlerde sigara içmek günlük hayatın bir parçası. Bu alanlar dışında sigara içmenin de cezası var.

Osaka’da bulunduğum son akşamda ise barış için gösteri yapan bir ekibe rast geldim. Yürüyüş yapan grup trafik ışıklarına denk geldiğinde, grubun bir kısmı kırmızı ışığa yakalanınca ikiye bölündü ve sakince yeşilin yanmasını bekledi. Trafikten bahsetmişken Tokyo’nun araç park etme ücretleri söz konusu olduğunda da dünyanın en pahalı kentlerinden biri olduğunu belirtmekte fayda var. Tokyo’da arabanız varsa büyük bir derdiniz de var. Taksiler de pek ucuz sayılmaz. Taksiye bindiğinizde yapmamanız gereken şeylerden biri de kapıyı açmak ve kapamak. Her şeyin otomatik olduğu ve trafiğin soldan aktığı bu kentte taksi kapılarını da tek tuşla şoför açıyor ve kapıyor. Bisikletler de şehir yaşamının ayrılmaz bir parçası. Suç oranlarının çok düşük olduğu bu ülkede bisiklet hırsızlığı tezat oluşturacak düzeyde yaygınmış. Çalınan bisikletlerin bulunma oranı da bir o kadar düşükmüş.

Tokyo’ya gittiğinizde insanları incelerken dikkatinizi hemen çekecek şeylerden biri de cerrahi ağız maskeleri. Japonya’da gerek hastalık endişesi gerek kadınların kamusal alanda makyajsız görünmek istememelerinden dolayı bu maskelerden takan çok sayıda Japon göreceksiniz. Şehirde sinsice yayılan bir veba olduğundan şüphe etmenize gerek yok. 

Çok çalışmaktan gelen ölüm: Karoshi

Japonya’da iş-özel hayat dengesi diye bir kavram yok ancak “fazla çalışma kaynaklı ölüm” için bir kelime var: Karoshi. Japonlar için iş hayatı son derece yorucu ve zorlayıcı. Her yıl yüzlerce, belki de binlerce Japon çok çalıştıkları için hayatını kaybediyor. Geçen yıl Noel’de, Dentsu reklam ajansında çalışan 24 yaşındaki Matsuri Takahashi, ayda 100 saatten fazla mesai yaptıktan sonra intihar etmişti. Bu durum için devlet çalışanları da kolları sıvamış durumda. Aralarında Ağustos ayında göreve gelen Tokyo’nun ilk kadın valisi Yuriko Koike de bulunuyor. Günde 12 saat çalışmanın çok normal olduğu Tokyo’da ücret almadan çalışılan uzun mesai saatlerinin önüne geçmek için çalışmalar başlamış ancak bu tüm çalışma kültürünün değişmesi demek.

Bu yoğun çalışma temposu ve düşük alkol toleransı haftanın sonunda yığınla insanın caddelerde sızana kadar içmesi durumunu da beraberinde getiriyor. İçip içip “Bana ters baktı” ya da “Ne bakıyosun!” diyip olay çıkaran yok ama Tokyo’da Cuma akşamı caddelerde içmekten sızmış insanlar olağan bir görüntünün parçası. Ogilvy Japonya bu duruma dikkat çekmek ve alkol tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmek için yaptığı kampanyada uyuyan sarhoşların üzerine “#Nomisugi” yani “çok sarhoş” yazan beyaz bantlar yapıştırmıştı.

Rengarenk yaprakların büyüsü

Şehir hayatını artık bir kenara bırakalım. İlkbahar için kiraz çiçekleri neyse “koyo” yani rengarenk sarı, kızıl, kırmızı yapraklar da sonbahar için o Japonya’da. Tokyo, Kyoto ve Osaka’da bulunduğum zaman dilimi Kasım ayına denk gelince şehrin içinde ya da eşsiz güzellikteki tapınakları çevreleyen bahçelerde gördüğüm rengarenk yaprakların büyüsünde kayboldum. Göğe uzanan gökdelenlerin arasındaki geniş caddeler bile bu büyüden nasibini almıştı. Kyoto’da ziyaret ettiğim altın tapınak Kinkakuji ve kızıl tapınak Kiyomizudera’da kimonolu kadınların arasında yürürken içinde bulunduğum zamandan farklı bir akışta hissettim kendimi. Bu cennet bahçesinden yasak meyve çalar gibi kitabımın arasına birkaç yaprak koydum. İstanbul’a geri döndüğümde Calvino’nun Görünmez Kentler’inin arasındalardı. Japonya, “İlkbahar’da yine gel” dercesine daha önce hiç duymadığım hikayeler fısıldadı kulağıma. Meraklarıma merak ekleyerek ayrıldım Narita Havaalanı’ndan… Arigato Gozaimasu Japonya!

Ben döndükten birkaç gün sonra ise 50 yılın ardından Tokyo’da Kasım ayında kar yağdı. Meteorolog Kentaro Araki, olayın farklı bir bilimsel boyutunun da incelenebileceğine dair kişisel Twitter hesabından açıklama yaptı. Tokyo sakinlerinden çektikleri kar tanelerinin fotoğraflarını paylaşmalarını isteyen Araki, kar tanelerinin boyutlarını inceleyerek kar yağışının mekanizmasını açıklamakta bu fotoğrafların büyük veri oluşturmaya yardımcı olacağına dair beyanda bulundu. Çıkırt sesleriyle kar tanelerini fotoğraflayan Japonları düşünmek küçük bir tebessüm yaratmadı değil:)

Bu yazı ilk olarak JR. by Campaign Ocak 2017 sayısında yayımlandı.