Yaratıcı gençlik platformu

Belarusya’da elle yapılmış ahşap bisikletler üretiliyor

Ahşap güneş gözlükleri ve ahşap telefon kılıflarından sonra Vintage hayranlarının çok seveceği yeni bir ahşap ürün daha geliyor.

Belarusyalı bir şirket tamamen elle yapılmış ahşap bisikletler üretmeye başladı. 21 kilo ağırlığında olan bu bisikletler huş ve dişbudak ağaçlarından hazırlanıyor. Mümkün olduğunca az donatılmış bisikletin fiyatı 1 000 dolar ama müşterinin talebine ve artan donanıma göre değişebilir. Şirketin her ay 30 adet ürettiği bisikletlerin her birinin kendine ait numarası var. Ayrıca ahşap iskeletin dayanıklı olduğunu kanıtlamak için şirket beş yıl garanti veriyor.

Her ne kadar ahşap bisiklet fikri yeni olmasa da şirket 1920-1930 yılları arasında Belarusya’da üretilen ahşap bisikletlerden ilham aldığını söylüyor. Aşağıdaki fotoğrafta Belarusya müzesinde sergilenen ve hala kullanışlı durumda olduğu söylenen 1933 modeli görebilirsiniz.

Nike’tan LGBTQ onur ayına saygı duruşu

Nike, Haziran ayında kutlanan LGBTQ onur ayı şerefine son yıllarda gökkuşağı rengini kullanarak özel koleksiyonlar tasarlıyor. “Be True” adını verdiği bu koleksiyonlarla sporun evrensel olduğunu vurgulamayı amaçlayan marka, bu sene de Cortez modelini gökkuşağı temasıyla piyasaya sunuyor.

Nike’ın orijinal Be True kampanyası 1985 senesinde başladı ancak o dönem LGBTQ onur ayıyla hiçbir bir ilgisi yoktu. Kampanya, kolej sporları fanlarının ve atletlerin kendi okullarının rengini taşıyabilecekleri orijinal spor ayakkabıları üretmeyi amaçlayan bir program olarak başladı. 2012 yılında da Nike, Be True koleksiyonunu evrimleşmiş ve yenilikçi bir biçimde yeniden tanımladı.

Bunun yanında Nike, LGBTQ toplumuna destek vermek için yeni bir Flyknit Racer serisini piyasaya sunacak. Siyah-beyaz ağırlıklı olan bu modelin Swoosh logosu gökkuşağı renklerinde ve dilinde Be True logosu bulunuyor.

Nike, spor ayakkabılarını hangi tarihte piyasaya sunacağı hakkında resmi bir açıklama yapmadı ancak her sene olduğu gibi bu yıl da Haziran ayında koleksiyonu piyasaya sunması bekleniyor.

Evian bebekleri geri döndü

Evian su markası, bebekli kampanyası ile tekrar karşımızda ancak bu sefer her şey büyük boy.

Markanın BETC Paris ajansı ile yedinci kez düzenlediği “Live Young” kampanyasında yaratıcılar yine bebekleri kullanarak dünyayı onların gözünden görmenin nasıl olduğunu deneyimleyen tüketicilerini bebek halleriyle karşımıza çıkarıyor.

“Evian içtiğinizde içinizdeki bebeğin uyandığına dair vaadimizi kanıtlamak için bebekleri bir tür metafor olarak kullanıyoruz” diyen Evian’ın global pazarlama direktörü Patricia Oliva, “Dünyaya bebeklerin gözünden baktığınızda neşe ve merak görüyorsunuz. Kendinizi bir bebek olarak gördüğünüzde dünya size büyük boy geliyor” diye ekliyor.

“Bu yeni “Büyük boy” kampanyasıyla Evian, herkese bebek vücudunda yaşamanın nasıl bir deneyim olduğunu tatma fırsatı veriyor” diyor BETC’nin başkan yardımcısı Marielle Durandet. “Tenis şampiyonu da olsanız, iş insanı da olanız ya da moda meraklısı, mesaj hep aynı kalıyor: Gençlik her birimizin içinde, yapmamız gereken tek şey “Live young” (Genç Kalın) ruhuna her gün değer vermek.”

Kampanyanın dijital ayağı Snapchat’i de kapsıyor. 300 milyon Evian şişesinde bulunan Snapcode’u kullananlar 10 Haziran’dan itibaren Snapchat filtresine ulaşabilecekler. Bunun dışında kampanya, reklam panolarında, sosyal medyada ve etkinliklerde boy gösterecek. Kampanya kapsamında Rad.co giyim markası ile de iş birliğine girildi. Marka temsilcileri Maria Sharapova, Stan Wawrinka, Lucas Pouille, Madison Keys ve Lydia Ko ise kampanyanın bazı bölümlerinde yer alıyor.

Genç iletişimcilere sarımsak yarışması

Beykoz Üniversitesi Türkiye’nin genç iletişim tasarımcısı adaylarını yarışmaya çağırıyor. Beykoz Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İletişim Tasarımı Bölümü tarafından düzenlenen ‘Bu sarımsağı tasarlasak da mı satsak, tasarlamasak da mı satamasak?’ başlıklı İletişim Tasarımı Yarışması, “İletişim tasarımının hayattaki önemini en iyi ben anlatırım” diyen gençleri bekliyor.

Yarışmanın Konusu

‘Bu sarımsağı tasarlasak da mı satsak, tasarlamasak da mı satamasak?’ başlıklı yarışmada,  katılımcılar, iletişim tasarımının insan hayatındaki yeri ve önemini vurgulamak üzere, ürün olarak sarımsağı alıp; grafik tasarım, kısa film, fotoğraf, kolaj gibi çeşitli yöntemler kullanarak bizlere; sarımsaksız bir yaşamın yaşam olmadığını anlatacak, ‘dünya bir yana sarımsak bir yana’ dedirtecek, gecenin bir saati sarımsak yemek için yatağından kaldırtacak, bugüne kadar sarımsağı hor gördüğü için pişmanlık duydurtacak, Sevgililer Günü’nde hediye olarak sarımsak aldırtacak, videolarını tasarlayacaklar ve YouTube sayfalarına yükleyecekler.

Nasıl Katılacaklar?

16-22 yaş arasında lise öğrencisi ya da mezunu gençlerin katılabileceği yarışmaya gönderilecek eserlerin, yarışmacı tarafından bizzat çekilmiş, jenerik dahil en fazla iki dakika uzunluğunda olması gerekiyor. Üniversitenin seçici kurulunun başvuruları değerlendirmesinin ardından iletişim tasarımının önemini en iyi anlatan video belirlenecek.

Kazananları Büyük Ödüller Bekliyor

İletişim Tasarımı Yarışması’na başvurular, Beykoz Üniversitesi’nin web sitesindeki başvuru formunun doldurulması suretiyle 15 Haziran 2017 tarihine kadar yapılabilecek. Yarışmanın kazananları 30 Haziran Cuma günü Beykoz Üniversitesi’nin web sayfası, Facebook, Twitter, Instagram hesaplarından duyurulacak.

İletişim Tasarımı Yarışma birincisine Samsung P580 tablet, ikincisine Samsung T560 tablet, üçüncüsüne ise Fujifilm Instax Neo 90 Brown kamera ödül olarak verilecek. 

Reklam projeleri arasında resim tutkusu

Llewellyn Mejia, Anyways ajansı için yaptığı çalışmalarla adını duyuran bir illüstratör. New Yorklu illüstratör’ün müşterileri arasında Starbucks, Adidas, Reebok, Patagonia, Anthropologie, Time Out NY ve Chipotle Mexican Grill gibi markalar sıralanabilir. Ancak sanatçı, reklam projelerine ayırdığı zamanların dışında kendini resim yapmaya adıyor.

“Bu sanat çalışmalarına başlamamın nedeni freelance projelerim arasındaki zamanı bir şeyle doldurma isteğim” diyen Llewellyn, “Sanatçıların kendilerini ifade etmek için farklı yöntemler ve yollar kullandıklarını düşünüyorum” diye de ekliyor. Ayrıca maliyeti ucuz olan malzemelerle çalışan sanatçı, “çok pahalı olmayan sanat işleriyle uğraşmak illüstratör olarak çalıştığım ticari projelerin yarattığı stresi üzerimden aldı” diye paylaşıyor.

Kaynak: It's Nice That

Cara Delevingne, Magnum’un yeni reklamında yer aldı

İngiliz model Cara Delevingne, Unilever’in dondurma markası Magnum ve Moschino moda evinin ortak kampanyasında yer aldı.

"Release the beast" adındaki filmde Magnum Double’ın “Dare to go double” reklam sloganı ile Moschino’nun yeni piyasaya sunduğu animasyon karakterleriyle süslü çantaları tanıtılıyor. Cara Delevingne ise karşısına çıkan canavarları önemsemeyen havalı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.

MullenLowe London’ın hazırladığı kampanya kapsamında Magnum’un web sitesine girenler gif yaratabilir veya karışmaya katılabilir.

Elton John, en yaratıcı videoları buldu

Bu sene kurdukların ortaklığın 50. yılını kutlayan Elton John ve Bernie Taupin, kısa bir süre önce YouTube ile ortaklık kurarak global çapta bir yarışma düzenlediler. Yarışmanın amacı ikiliye ait 70’lerin üç hit parçası "Rocket Man", "Bennie and the Jets" ve "Tiny Dancer" için en mükemmel videoyu bulmaktı.

İkili, başvuruları 23 Ocak’ta son bulan yarışmanın kazananlarını Cannes Film Festivali’nde açıkladı. Bunun yanında Elton John, hem başvuru yapanların videolarında hem de tüm süreçten çok etkilendiğini ve onur duyduğunu paylaştı.

Majid Adin’in "Rocket Man" için hazırladığı animasyon klipte yalnız bir astronotun geçmişte İranlı bir mülteci olarak İngiltere’ye yaptığı yolculuk deneyimini anımsamasına şahit oluyoruz. Şu an Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olan animatörün kendisi de 2015’te Avrupa’ya yolculuk yapan ve bir süre Fransa'nın Calais kentindeki "Jungle" sığınmacı kampında kalan mültecilerden biri.

Daha deneysel bir çalışma olması beklenen "Bennie and the Jets" şarkısının klibi için yönetmen Jack Whitley ve koreograf Laura Brownhill, Busby Berkeley’nin eski Hollywood müzikallerinden ve Fritz Lang’in 1927 yapımı bilim kurgu filmi Metropolis’ten ilham alarak siyah beyaz bir video hazırladılar.

Max Weiland’in "Tiny Dancer" için hazırladığı video ise Los Angeles’ın insan çeşitliliğini gözler önüne seriyor ve 1971 yılına ait bu hit şarkının yolculuk için en uygun şarkı olabileceğini kanıtlıyor. Müzik videosunda ileri geri giden sahnelerde şekerleme yerken, ot içerken, bebek emzirirken veya selfie çekerken otomobilini süren insanları görüyoruz.

Kaynak: Rolling Stone

Birbirine fazla benzeyen logolar

Orijinal bir logo tasarlamak oldukça zor, bu nedenle de logo tasarımlarının kendilerini tekrar etmesi bazen kaçınılmaz oluyor. Ancak bazı benzerlikler o kadar fazla ki iki logonun neredeyse tıpatıp aynı olduğunu söylemek mümkün.

Günümüzde oldukça popüler olan bazı markaların logoları kendilerinden önce kurulmuş başka markaların logoları ile şaşırtıcı bir şekilde benzer olabiliyor. Business Insider, birbirleri ile çarpıcı benzerlikler taşıyan bu logoları derleyerek bir video hazırladı. Bu markalardan bazıları bu durum nedeniyle mahkemelik bile oldu.

Aşağıdaki videoda birbirine aşırı bir şekilde benzeyen bu logoları keşfedebilirsiniz.

Nesli tükenmekte olan türleri beraber kurtarabiliriz

Canlı türleri, çok hızlı bir şekilde tükenmeye devam etse de National Geographic, birlikte bunu önleyebileceğimize inanıyor.

National Geographic’in ödüllü projelerinden biri Photo Ark, Outdoor Advertising Association of America ile iş birliği kurarak bugün kutlanan Endangered Species Day (Nesli Tükenmekte Olan Türler Günü) adına önemli bir konuya parmak basan bir kampanya hazırladı. #SaveTogether hashtag’i ile paylaşılan kampanyanın amacı geleceği tehlikede olan canlı türlerine dikkat çekmek.

Kampanyanın bir parçası olarak National Geographic fotoğrafçısı Joel Sartore, aralarında sumatra kaplanı, ak sırtlı akbaba ve madagaskar kaplumbağasının olduğu 6,500 tehlikede olan türü Photo Ark için fotoğrafladı.

Hem dijitalde hem de açıkhavada sergilenecek olan #SaveTogether kampanyası, şu an Times Square’da dijital bir billboard’da yer alıyor ve tüm yaz boyunca sergilenmeye devam edecek. Kampanya, Times Square dışında ülke çapındaki hayvanat bahçelerinde, müzelerde ve kamusal alanlarda da sergilenmeye başladı.

Ayrıca kampanya afişleriyle selfie çekip bunu #SaveTogether hashtag’i ile paylaşanların fotoğrafları National Geographic’in sitesinde yayınlanacak.

Dünyanın en beceriksiz soyguncuları

MegaComputeur, Camille Jalabert, Léo Brunel, Quentin Camus, Corentin Yvergniaux, Maryka Laudet ve Oscar Malet adındaki altı öğrenci tarafından kurulan bir animasyon kolektifi. Paris’te bulunan Wizz Design’da yaptıkları stajda tanışan öğrenciler, beraber ilk projelerini de burada gerçekleştirdi. Deuspi adı verdikleri kısa filmde iki talihsiz hırsızın hikayesi ve başarısız soygun girişimleri anlatılıyor.

Filmin ilham kaynağı, ekibin internette izledikleri bir bakkalı soymaya çalışan ancak polis tarafından yakalanan üç hırsızın gizli kamera görüntüleri. “Video bizi gerçekten çok güldürdü, bunun üzerine de soyguncular hakkında hikaye yapmaya karar verdik” diyor MegaComputeur. “Hem komik hem de şiddet dolu bir şey yapmak istedik, ‘Fransız dokunuşunu’ da koruyarak.”

3D animasyonlarla hayat bulan karakterlerin yer aldığı bu eğlenceli filmi aşağıda izleyebilirsiniz.