“Hollywood’da yapılmışsa biz de yaparız” cesareti…

Türkiye’nin dijital bankası Yapı Kredi, “Hizmette Sınır Yoktur” mottosunu destekleyen yepyeni bir kampanyayla kısa süre önce müşterilerinin karşısına çıktı.

Türkiye’nin Dijital Bankası olarak, teknolojiyi bankacılık hizmetlerinin içine entegre eden, her geçen gün bankacılığı müşterileri için daha pratik hale getiren ve bugün 13 milyon aktif müşterisi bulunan marka, mevcuttaki hizmetlerinde olduğu kadar bu hizmetlerin tanıtımında da yenilikçi bir yol izledi.

Mobil bankacılıkta göz tanıma teknolojisinden QR Kod’la para çekimine kadar birbirinden farklı teknolojilerin tanıtıldığı kampanyada, yapay zekalı robot Gary ve Yapı Kredi’nin sadık müşterisi Metin, ana karakterler olarak karşımıza çıkıyor. Kampanyada Gary isimli antikahramanı oyuncu Ahmet Kural, Metin’i ise oyuncu Murat Cemcir canlandırıyor.

Kampanya kapsamında yayınlanan ilk filmde, Silikon Vadisi’nden zeka yüklemesi tamamlanmadan kaçan robot Gary’nin yolu Türkiye’ye düşüyor ve burada şans eseri Metin’le tanışıyor. Metin evinde oturmuş Yapı Kredi Mobil üzerinden göz tanıma sistemi ile işlem yaparken onu gören Gary, onun da bir robot olduğunu zannediyor ve hikayeleri böylece başlıyor.Ancak bunun öncesinde, Gary’nin Silikon Vadisi’nden “topuklamasının” asıl sebebi, kendisine sadece mizah duygusunun yüklendiği ve diğer özelliklerin eksik kaldığı gerekçesiyle imha edileceğini öğrenmesi. Bu sebepten teknolojiye kızıp dünyayı terk etmeye karar veren Gary, yaşadığı teknik sorunlar nedeniyle uzaydan dünyaya geri düşüyor ve düştüğü yer de Yapı Kredi Genel Müdürlük binasının çatısı oluyor. Gary burada, “Kardeşim Silikon Vadisi çok havalı da yok mu şu dünyada teknolojiyi doğru anlayan bir yer? Teknolojiye büyük yatırımlar yapan ama her zaman insanı öne koyan bir yer yok mu?” diye serzenişte bulunurken aslında bir yandan da Yapı Kredi’nin tüm yenilikleri ve kampanyasının kaynağı olan içgörüye atıfta bulunuyor. Yapı Kredi Marka Yönetimi Direktörü Arda Öztaşkın da bu içgörüyü, “Bugün teknoloji dediğimiz konu da bizim açımızdan tamamen insanın merkezde olduğu bir teknoloji anlamına geliyor. Filmlerimize baktığımız zaman da insanı öne çıkaran, insan hayatını kolaylaştıran, insan hayatını kolaylaştırmıyorsa; zor, karmaşık geliyorsa uzak durduğumuz bir teknolojiyi benimsiyoruz aslında biz” sözleriyle anlatıyor.İlk filmde Göz-ID teknolojisiyle şaşkına dönen ve teknolojiye hayran kalan Gary, üçüncü filmde ise bu kez Yapı Kredi’nin ATM’ye dokunmadan para çekme özelliğini idrak etmekte zorlanıyor. Kampanyanın kreatif sürecini üstlenen Rafineri’nin CCO’su Emre Kaplan, hikaye için izledikleri bu yolu şu sözlerle anlatıyor: “Bize çok meyveli ve eğlenceli geliyor. Çok rahat yürünecek ve izlemesi keyifli bir yol ve açıkçası insanların daha evvel görmediği bir yol. Özellikle Türkiye ekranları için hem hikayeleriyle hem reklam tavrıyla hem de uygulamasıyla yeni bir şey.”

Türkiye’de bir ilk

Hikayenin gücünden oldukça başarılı bir şekilde yararlanan kampanyanın başarılı olan tek yanı elbette ki hikayesi ve karakterleri değil. Aynı zamanda bu hikayenin işleniş şekli de Türkiye için yepyeni bir teknolojiyi temsil ediyor. Türkiye’de ilk kez uygulanan ve animasyon karakterlerin insan şeklinde hareket etmesini sağlayan “motion capture” teknolojisi ile çekilen film, bu sebeple yoğun görsel efektlere sahip. Anima İstanbul’un dev prodüksiyona imza attığı bu çekimlerde motion capture teknolojisi, Emre Kaplan’ın da belirttiği gibi, “Türkiye’de daha evvel yapılmamış bir düzeyiyle karşımıza çıkıyor.” Kampanya sayesinde Türkiye’ye bir motion capture stüdyosu kazandırıldığı gerçeğini de es geçmemek gerekiyor. Motion Capture teknolojisini kullanmak ekip için yepyeni bir deneyim olduğu kadar aslında hızla ilerleyen sürece uyum sağlamanın da bir yolu olmuş. Anima İstanbul Ortağı ve Stüdyo Direktörü İlhan Poyraz, bu teknolojiyi kullanmaya karar verme süreçlerini şöyle anlatıyor: “Filmleri çok hızlı bir şekilde üretmemiz gerekiyordu. Bu yüzden projeyi motion capture teknolojisi kullanarak yapmaya karar verdik. Dünyada bugüne kadar üretilmiş birçok motion capture sistemi var. Bu sistemlerin birçoğunun şu an adı bile anılmıyor. VFX – animasyon endüstrisi tarafından şu an kullanılan iki farklı sistem ve bu sistemi üreten birçok marka var. Bu sistemlerin ve markaların hepsini teker teker inceleyip en sorunsuz çalışacağımız en iyi sistemi seçtik.”

Yapı Kredi bu kampanyada kullanılan teknoloji ile şimdiye kadar Türkiye’de benzeri görülmemiş bir çalışmaya imza atmakla kalmadı, aynı zamanda gerek reklam gerekse sinema sektörümüz için de yepyeni dünyaların kapılarını açmış oldu. Reklam filmlerinin yönetmenliğini yapan Filmpark yönetmeni Bahadır Karataş da “İlk başarılı provaları gördüğümüzde basbayağı el çırparak sevindiğimizi hatırlıyorum. Şimdiyse bu yeni teknolojiye ne kadar da çabuk alışmış olduğumuzu görünce şaşırmadan edemiyorum” diyerek bu süreçte yer almaktan duyduğu heyecanı ve sisteme adaptasyonlarının ne kadar hızlı olduğunu aktarıyor.

Marka algısını yukarı taşıdı

Reklam filmiyle ilgili en büyük endişelerinin Gary’nin Yapı Kredi karşısında bir antikahraman olduğu algısının müşteride yerleşip yerleşmeyeceği yönünde olduğunu belirten Arda Öztaşkın, ilk filmden aldıkları sonuçların bu tereddüdü ortadan kaldırdığını kaydediyor: “’Evet Gary Yapı Kredi değildir, demek ki Yapı Kredi’yle Gary mücadele içinde olacak’ diye pozitif algılama olduğunu gördük. Bu bizim açımızdan son derece verimli bir sonuç. Markanın teknolojik algısı, inovatif algısı, marka algı haritalarına baktığımızda epey bir yükseldi. Dolayısıyla bizim hedeflediğimiz “Türkiye’nin Dijital Bankası” hikayesinin sadece algısal değil zihinlerde de Yapı Kredi’ye doğru yaklaştığını görüyoruz.”

Kampanyanın başarısının ardında yatan birçok sebep olsa da ekibin arasındaki kimya bu başarının en önemli sebeplerinden biri. Türkiye’de hiç denenmemiş ve bu sebeple karşılaştırma yapma imkanı da olmayan bu proje, bir yandan da uzun süredir sektörde konuşulan “Reklamverenin cesur olması ve ajanslarına güvenmesi gerektiği” konusuna da örnek teşkil ediyor. Arda Öztaşkın da bu süreçteki uyumlu birlikteliklerini şu sözlerle aktarıyor: “Bugün geldiğimiz nokta bizim açımızdan hem gurur hem mutluluk verici çünkü karşılıklı böyle bir güven olmasa, böyle bir anlayış ve işbirliği olmasa, ortak hedef ve o hedefle ilgili herkesin elini ciddi anlamda taşın altına soktuğu bir ortam olmasa ben böyle bir iş ortaya çıkabileceğini sanmıyorum. Buna ünlülerimiz de dahil.”

 

Künye:

Reklamveren Yapı Kredi
Marka Yönetimi Arda Öztaşkın, Özge Bakırçalı, Ceren Gençceylan, Serkan Han
Reklam Ajansı Rafineri
Yönetici Yaratıcı Yönetmen Emre Kaplan
Yaratıcı Yönetmen Kerim Gürsel
Group Head Merve Subaşı
Metin Yazarı Gözde Dilek, Sezer Üstüngel, Ege Samur, Buket Halıcı
Art Direktör Berat Kösemen, Uğur Matban, Burçak Beşlioğlu, Emin Yükünç, Resul Geniş, Sedef Özaşkınlı
Stratejik Planlama Kayansel Kaya
Müşteri İlişkileri Gözde Aldinç Atamer, Çiğdem Uyar, Emel Cansu Özdemir
Ajans Prodüktörü Şafak Serter, Sema Tülübaş
Dijital/ Sosyal Medya Eren Alphan, Emre Özberrak, Gözde Alptekin, Güzin Yiğit, Damla Yılmaz
VFX & Animasyon Anima Istanbul
Yapımcı Yasemen Türkalp Yalçın
Stüdyo Direktörü İlhan Poyraz
Post Prodüksiyon Süpervizörü Arda Evin
Post Prodüksiyon Koordinatörü Ayşegül Ketenci
Yapım Şirketi Filmpark
Yönetmen Bahadır Karataş
Yapımcı Mete Özok
Uygulayıcı Yapımcı Oğuz Ongun, Alper Evirgen, Mehmet Seçen
Yardımcı Yönetmen Aslıhan Sağ
Görüntü Yönetmeni Alp Korfalı
Editör Sezer Uçar
Post Prodüktör Şehriban Genç
VFX Artist Kemal Yener, Yaman Derbent
Ses Mühendisi Çağdaş Yarman
Color Kemal Çakır
Post Prodüksiyon ABT
Post Prodüksiyon Koordinatörü Kübra Ertürk

Bu yazı ilk olarak JR. by Campaign Mayıs 2017 sayısında yayımlanmıştır.

No comments yet! You be the first to comment.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir