JR. by Campaign

Mülksüzler

ABD’de ve dünyada bilim kurgu türünün en önemli yazarlarından biri olarak tanınan Ursula K. Le Guin’in ünlü kitabı Mülksüzler Erge Güçlü tarafından yorumladı.

ABD’de ve dünyada bilim kurgu türünün en önemli yazarlarından biri olarak tanınan Ursula K. Le Guin’in ünlü kitabı Mülksüzler Erge Güçlü tarafından yorumlandı.

Erge Güçlü (24)
Business Intelligence Executive, MEC / groupM

“Mülksüzler” için fazla okuyan birine göre biraz iddialı bir cümle kurarak “hayatımda okuduğum en iyi kitaptı” diyebilirim. Bu girişten sonra dikkatleri çektiğimi düşünsem de okumaya başladığınız bu kitap eleştirisini ne kadar ciddiye almanız gerektiğine karar vermek için en sevdiğim dört kitabı referans alabilirsiniz. Sırasız olarak, klasikler ve şiir kitapları hariç aşağıdaki gibi (şairler, şiirler ve akımları ile ilgili bambaşka bir yazıda buluşmak daha hakkaniyetli olacaktır):

“Aylak Adam – Yusuf Atılgan,

Mülksüzler – Ursula K. Le Guin,

Koleksiyoncu – John Fowles,

Çavdar Tarlasında Çocuklar – J.D. Salinger”

Yazının bundan sonrasına bu dört kitapla ilgili bana katılanlarla devam edebilirim.

Kitabı beğenmemin ötesinde bitirdikten sonra yazarını kıskandığım kitap benim için Mülksüzler. Diğer beğenerek okuduğum kitaplardan farklı olarak kendim yazmış olmak isteğim, benim olsun istediğim, içinde yaşamak istediğim kitap. Hayal gücünü, yaratıcılığını, anlatım tarzını, fikirlerini, dişiliğini, kalemini, yaptığı siyaseti, her şeyi tam tersi  ile birlikte kabul eden cümlelerini, diyalektiğini komple kıskandım. Hiç fikri olmayan biri için reklam değeri olsun diye mini bir bilgi vermek gerekirse; Ursula K. Le Guin, Harry Potter’ın ondan esinlenerek yazıldığı söylenen “Yerdeniz Beşlemesi” kitabının yazarı.

Kitabın içeriğine gelirsek:

Ursula zekasını yaratıcılığıyla yarıştırarak anarşist ve arşist iki gezegen yaratmış. Bir gezegende bayrakları, yasaları olmayan, para kullanmayan, unvan, sınıf,cinsiyet farkı ya da emir vermek almak nedir bilmeyen, sahiplenmeye karşı ancak kıtlıkla, açlıkla ve verimsiz topraklarla savaşan özgür insanlar yaşıyor; diğer gezegende ise bolluk, zenginlik içinde dev sınıf farklılığına sahip kadınların asla yönetimde yer almadığı mutsuz insanlar. Mevcut düzene Odo önderliğinde başkaldıran anarşistlerin Anarres isimli yüzde 99’u çöl olan bir gezegene sürülüşüyle Odocularla birlikte yaşıyor gibi hissedeceksiniz.

Farklı bakış açısı, farklı algı sahibi, biri ütopya içindeki distopya diğeri anarşist ütopya olan farklı hayatlara sahip iki gezegen. İkisi de birbirinin Ay’ı; bakış açınıza bağlı. Duvarlar iki yüzlüdür diyor Ursula, neyin içeride neyin dışarıda olduğu nereden baktığınıza bağlıdır ve Anarres gezegeninde Kuzeybatışı Bölgesi’nde doğan fizikçi/isyancı Shevek karakteri de bu şekilde tasvir ediyor: “içeri kapamak, dışarıda bırakmak, aynı şey.”

Hiçbir yönetim şeklinin mükemmel olmadığı ya da insanların her şeyi el yordamıyla bozabileceği, gerçek anlamda “özgürlük”ün belkide hiç mümkün olmadığı gibi birçok şeyi sorgulayacaksınız sayfalar arası. Birçok kavramı baştan düşüneceksiniz, en baştan.

Özgürlüğü yasalar, kurallar, cezalar kısıtlamasa etrafımızdakiler; onlar kısıtlamasa kendimiz kısıtlar önüne ister istemez engeller koyardık. “Duvar” metası ile birlikte bu algıyı da yarattı bende. Kitaptaki liderin kadın oluşuyla kafanızdaki ataerkil lider olgusunu yıkıyor feminen bir siyaset algısı yaratıyorsunuz. Bir kadının elinden çıktığını yer yer belli eden dişi bir roman. Odoculuk felsefesi, kuramlar, anlatılan her detay, altını çizdiğim onca cümleyle* benim için tam bir başucu. İçine tatlı tatlı felsefesi yedirilmiş bu ütopik bilim kurgu fazla başarılı.

Ursula, anarşist sosyalist feminist taocu; bunların hepsi birden ve hiçbiri. Tek emin olduğum gerçek bir romancı.

Kitabı edinin, okuyun hatta Ursula her ne yazarsa ve her ne yazmışsa okuyun. Evet, o kadar iyi.

 

*Altı Çizili Cümlelerden:

“Bir hırsız yaratmak için bir sahip yaratın; suç yaratmak istiyorsanız yasalar koyun. – Toplumsal Organizma”

“Düşünceler hiçbir zaman yasalarla ve hükümetle denetlenmemiştir. Düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir. Düşünmeyi reddederek – değişmeyi reddederek.”

 

Bu yazı ilk olarak JR. by Campaign Ağustos 2017 sayısında yayımlandı.