Son on yıla baktığımızda dijital ürünler ve hizmetler, hayatımızı hızla değiştiriyor. Tıpkı son 50 yıldır bilgisayarlaşmanın itici güç olduğu gibi, bu son teknolojilerin toplumdaki büyük değişimlere yol açması muhtemel.

Yıldırım Ünverdi (28)

ULMER AR-GE ve Bilişim Koordinatörü, Bahçeşehir Üniversitesi

 

 

Tarih boyunca, üretim araçlarımızı ve iletişim yeteneğimizi değiştiren yeni teknolojiler ortaya çıktıkları zaman, toplumu da dönüştürmeye eğilimli oluyorlar. Geçtiğimiz zamanların hızlı teknolojik gelişimi (BINC Technologies* biyoteknoloji, bilişim teknolojisi, nanoteknoloji ve yapay zeka) mevcut, post-endüstriyel dünyamız için de aynısını yapmaktadır. Son on yıla baktığımızda dijital ürünler ve hizmetler, internet ve mobil teknoloji hayatımızı hızla değiştirmektedir. Tıpkı son 50 yıldır bilgisayarlaşmanın itici güç olduğu gibi bu son teknolojilerin toplumdaki büyük değişimlere yol açması muhtemeldir. Bu, taş devrinden ve maden devrine geçiş gibi ya da tarım toplumundan sektör çağına kadar olan farklılıklar kadar sert olabilir. Kaçınılmaz olarak, böyle bir değişim ekonomik ve politik sistemlerde, ulusal egemenliklerde, güç dengelerinde, çevrede, insan koşullarında, hatta dinlerde değişimlere yol açacaktır. Ama bu kez, değişimler yüzlerce yıl değil, bir jenerasyonda gerçekleşecek. Bilginin tartışılmaz bir varlık olarak görüldüğü bir dünyada, bu küresel teknolojik dönüşümü anlamak ve geleceğe yönelik sürdürülebilir yollar geliştirmek için çalışmaya koyulmalıyız.

Teknolojiye günlük hayatımızda bağlıyız


Teknoloji ve insan hayatı ayrılamazdır; toplumun teknolojiye döngüsel bir bağımlılığı vardır. Teknolojiye birçok anlamda günlük hayatımızda bağlıyız ve her geçen gün teknolojiyle birlikte ihtiyaçlarımız ve taleplerimiz de yükselmeye devam etmektedir. Hepimiz artık neredeyse hayatın her alanında örneğin seyahat etmek, iletişim kurmak, öğrenmek, iş yapmak ve rahat yaşamak için teknolojiyi kullanıyoruz. Geçmişte insanlar hayatta kalmayı kolaylaştıracak bir araç olarak teknolojiyi kullandılar. Günümüzde teknolojinin toplumumuzda oynadığı rolde bir değişime şahit oluyoruz ve gelecek nesiller için bu roller daha da farklılaşabilir. Günümüz dünyasında teknoloji artık hayatta kalma aracı değil, iletişim ve eğlence araçlarına dönüştü. Kitle iletişim teknolojisi, insanlarla her zamankinden daha kolay bağlantı kurdu. İletişim, birçok amaç için kullanılıyor. Hem toplum hem de örgütler bilgi aktarımı için iletişime bağlıdır. İnsanlar birbirleriyle iletişim kurmak için teknolojiyi kullanıyor. Telsizler, televizyonlar, internet, sosyal medya gibi elektronik medya, toplumlarımızı geliştirebilecek fikir alışverişini geliştirdi. Siyasi seçimlerde, liderler hizmet etmek istedikleri insanlara ulaşmak için radyo, televizyon ve internet ortamlarını kullanıyorlar. Son zamanların bu konudaki en popüler örneği  sanırım Donald Trump’tır. Televizyon, radyo ve internet gibi iletişim teknolojileri toplumu ikna etmek, eğlendirmek ve bilgilendirmek için kullanılabilir. Bunların akabinde küçük işletmeler, müşteri hizmetlerini büyütmek ve geliştirmek için internet ve mobil iletişim teknolojisini kullanıyorlar. Aynı zamanda bu, teknolojinin toplumumuz üzerinde iyi ya da kötü bir etkiye sahip olup olmadığı konusundaki endişeleri de beraberinde getiriyor, teknoloji yüz yüze etkileşimi ve insanlar arasındaki iletişimi imha ediyor mu? Teknolojiyi kullanma şeklimiz ve bu kullanımımızın sonucu topluma olumlu ya da olumsuz etkilerinin olup olmadığını belirler.

Yeni iletişim davranışları


Bir cafede olduğunuzda ya da otobüs durağında beklerken, insanların farklı elektronik cihazları kullanarak birbirleriyle nasıl bağlantılı olduklarını kolayca görebilirsiniz. Bu yeni iletişim davranışıyla ilgili temel endişe, insanların artık birbiriyle yüz yüze etkileşim içinde olmadığını ve hatta var olmayan yapay bir iletişim kurup kurmadığıdır. Bu endişe birçok yönden doğrudur; çünkü bu durum, yalnızca mesajlaşma ve sosyal ağlara sahip insanlarla etkileşime girmeyi içeren sanal bir dünyada yaşama yol açabilir. Bu durumun yol açacağı bir diğer hususlar ise insanların yalnız kalmaya alışması, çok fazla sanal arkadaşlığa sahip olması ve anlamlı ilişkiler kurmanın yetersizliğidir. Toplumumuzdaki genç nesiller, sonuçları tamamen öngörülemeyen büyük ve kayıtsız bir toplumsal süreçte yer almaktadırlar.

İletişim eksikliği aynı zamanda aile içindeki ilişkileri de etkiler. Günümüz toplumunda, bir ailenin birbirlerinden tamamen ayrı bir şekilde yemek yemesi oldukça yaygınlaşmaktadır; neredeyse yüz yüze iletişimden kaçınılmaktadır. Kitle iletişim teknolojisinin paradoksu, akıllı telefonları, bilgisayarları, televizyonları ve benzerlerini birbirimizle iletişim kurmanın birincil yollarını seçerken birbirimizden daha uzaklaştığımızdır. Bahçeşehir Üniversitesi Global MBA programı kapsamında gerçekleştirdiğimiz New York-Boston programında Northeastern Üniversitesinde Prof. Dr. Taşkın Padirv robotlar üzerine bir konuşma gerçekleştirirken, yardımcı mahiyetinde evlere girecek robotların gelecek 10 yıl içinde iyice artacağını söylemişti. Yeni arkadaşlarımız robotlar olabilir.

Hatta aşırı bağımlı hale geldik


Teknolojideki gelişmelerle, tüm lükslerin tadını çıkartabiliriz, ancak hayatın küçük paha biçilemez tatlarını gözden kaçırabiliriz. Teknolojinin dilbilimsel anlamı: bir toplumun pratik sorunlarının çözümünü kolaylaştırmak ve toplum için gerekli ihtiyaçları sağlamak için geliştirdiği yöntemler ve araçlardır. İnsanlar, şirketler ve kurumlar bu teknolojik değişimin derinliğini hissediyorlar, fakat dönüşümün hızı ve kapsamı, doğru olmayan bir şekilde ortaya çıkan her türlü ütopyacı ve distopik algıyı tetikledi. Her yeni ileri teknolojinin hayatımızı nasıl etkilediğini ve geleceği nasıl etkileyeceğini öngörebilir lakin keşfetmek neredeyse imkansız. Bu nedendendir ki teknoloji bizi  zaman zaman endişelere de sürüklüyor. Karşı karşıya kaldığımız en büyük zorluklardan biri ‘sahip olduğumuz geleceğin türünü belirleyememektir.’ Dahası, teknolojiye aşırı bağımlı hale geldik. Bağımlılık çok mu isteniyor? Makinelere güvenmek doğru mu? İnsan aklına güvenmek yerine bilgisayarlara bağımlı olmak doğru mu? Bilgisayar teknolojisi ve robotik neredeyse insan beyninin yerini aldı. Gelişen teknoloji ile birçok alanda yapay zekaya sahip olmaya başladık. Bu dijital uçurum bizi nereye götürecek? “Yarın” nasıl olacak? İnsanı değiştiren makineler işsizlik ve suç gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Her alandaki makinelerin aşırı kullanımı, insan beyninin düşük kullanımıyla sonuçlanabilir. Zekanın uzun bir süre boyunca kullanılmamasından dolayı, insan entelektüel yeteneklerini kaybedebilir ve hatta düşünemeyebilir. Bunlar üzerine ciddi anlamda düşünmemiz gerekiyor …

Bu yazı ilk olarak JR. by Campaign’in 38. sayısında yayımlandı.