ICAF’da Urban Hacking’in konuğu: Onaranlar Kulübü

7-8-9 Eylül’de Club Quartier Moda’da üçüncüsü gerçekleşecek “kimlik” temalı İstanbul Comic and Art Festival bu sene festival alanının dışına çıkıyor ve çağdaş sanat ürünleriyle bilinen sanatçılar ile Kadıköy sokaklarına yayılıyor. Sanat, kamusal alana taşınarak herkes için görünür ve ulaşılabilir hale geliyor. Urban Hacking başlığı altında gerçekleştirilecek etkinliğin konuklarından Onaranlar Kulübü ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Onaranlar Kulübü nasıl doğdu?

Uzun süredir 3 boyutlu yazıcı teknolojileriyle ilgileniyoruz. Bu teknolojinin, kitleleri tüketici konumdan üretici konuma taşıyan bir kültürle birlikte onarma kültürünü de beraberinde getirdiğinin farkındayız. Bu farkındalığımızı onarma, üretme ve paylaşma ekseninde gönüllülerle yaratıcı projeler üreterek daha fazla insana ulaştırmanın fayda sağlayacağını düşündük. 2015 yılında bir kahve sohbeti sırasında ismi ortaya çıkan projemiz, 2016 yılında sokaklarla diyalog kuran üretimler ve atölyeyelerle faaliyetlerine başladı ve kısa zamanda tamamen organik bir şekilde büyüdü. Bugün Türkiye’nin birçok şehrinden farklı disiplinlerden birçok gönüllü ile sosyal etki yaratan projeler geliştirerek üretimin demokratikleşmesi için çabalıyoruz.

Maker’lık nedir? Bu kültürüle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Maker nedir sorusuna hemen herkesin benzer bakış açıları farklı cevapları var. Aslında üretmenin gücünün, keyfinin, özgürlüğünün farkında olan insan topluluğunun yarattığı ekosistem, birbiriyle olan etkileşimi, bu etkileşimin sonuçları maker kültürünü oluşturuyor. Maker hareketinin öncülerinden Dale Dougherty’e göre rekabet yerine paylaşım, para yerine yetenek, yoğun ezber bilgi yerine deneyim, maker kültürünün oluşabilmesi için çok önemli.

Maker’lık kültürünü Türkiye’ye entegre ederken sıkıntılar yaşadınız mı?

Özellikle son 4 yıldır ülkemizde ve dünyada bu kültürün yaygınlaşması hız kazandı diyebiliriz. Bunun en büyük sebebi de bireysel üretimin 3 boyutlu yazıcılar gibi teknolojilerle yaygınlaşması ve kolaylaşması diyebiliriz.

Üretmenin gücünün, keyfinin, özgürlüğünün, katma değerinin farkında olmak çok önemli. Bu farkındalığı oluşturmada en büyük görev eğitim kurumlarına sonra da direkt bireye dokunan şirket, marka ve kişilere düşüyor.

Şu an ülkemizde biraz “maker” kalabalığı var gibi geliyor. Bugüne kadar yapılan Maker Faire etkinlikleri Türkiye’de bu hareketin potansiyelinin büyük olduğunu gösterse de “maker kafası” tam manasıyla anlaşılamıyor. Bize göre hedef olmadan üretmek maker’lık değildir.

Gram Games ve Koçtaş gibi isimlerle ortaklaşa onarımlar da gerçekleştirdiniz. Bu iş birlikleri nasıl kuruldu?

 Marka birlikteliklerimizde bizi en çok tatmin eden şey, markaların Onaranlar Kulübü’nü sosyal sorumluluk pazarlama aracı olarak görmekten öte çalışanlarıyla birlikte kulübün bir parçası olma hevesleri. Örneğin Gram Games, aktif bir şekilde kulübün bir parçası olma isteğiyle bizimle iletişime geçti ve birlikte Fenerbahçe Parkı için bir sokak kütpüphanesi tasarlayıp, inşa ettik. Onaranlar Kulübü üyeleri sadece bireylerden oluşmuyor. Bu büyük ailenin parçası olan markalar da var. Biz onlara sponsor ya da destekçi demiyoruz, onlar da bizim için birer ONARAN.

Size katılmak isteyenler oluyor mu? Gönüllük esasına göre mi oluyor ve size nasıl katılabiliriz?

İnternet sitesi üzerinden “Onaran Ol” formunu doldurup kulübe üyen olan 400’ü aşkın gönüllümüz var. Form içerisinde yer alan “bize nasıl katkı sağlayabilirsin” sorusuna verilen cevaplar arasında “sevgimle” diye cevap veren insanlar dahil hemen herkes bizim için muhteşem bir motive kaynağı oluyor. Tam olarak iyi anlaşıldığımızı düşünüyoruz. Bizi iyi anlayanlarla birlikte bizi ve misyonumuzu anlamaları gerektiğini düşündüğümüz insanlara ulaşmaya çalışıyoruz. Gönüller bir olunca kocaman bir topluluk oluyoruz. Onaranlar Kulübü’nün benimsediği onarma, üretme ve paylaşma hareketine katılmak isteyen herkes bizimle tüm sosyal medya hesaplarımızdan ya da internet sitemiz üzerinden iletişime geçerek birer onaran olabilir. Sadece hevesli, çalışkan ve evren için iyi bir şeyler yapma motivasyonu olması yeterli.

Kentsoylu yaşamda doğal hayata merak ve dönüş arttı. kooperatifler kuruluyor, insanlar geri dönüşüm faaliyetleri için bir araya geliyor. siz bu akımın neresinde duruyorsunuz? Bu konulara nasıl bakıyorsunuz?

Dünya gitgitde daha sıkıcı bir hal almaya başladı. Tüm olumsuzluklar ve bu olumsuzlukların yaşattığı psikolojik tahribattan kaçışın bir sonucu olarak insanların evren için iyi bir şeyler yapma faaliyetleri artış gösteriyor. Özellikle trafik, gürültü, çevre ve iletişim kirliliğinin yoğunlukta olduğu kentlerde insanoğlu için kendini, çevresini ve doğayı tanıma isteği ivme kazandı. Zira artık insanlık için doğaya hükmetme değil, doğa ile uyum içinde olma zamanı. Bu sebeple organik tarım, geri ve ileri dönüşüm bilinci, kendin yap kültürü trendleriyle birlikte insan çevreyle olan diyalogunu arttırıyor. Biz de tam bu iç görüye cevap olarak doğan bir kulüp olarak bu diyaloğu yaratıcı ve kolektif projelerle kuvvetlendirmeye çalışıyoruz.

Gelecek planlarınız neler?

Onaranlar Kulübü olarak yapmak evrene fayda sağlayacak birçok proje yapma isteğimiz var. Bu sebeple uluslararası platformda da sesimizi duyurmak istiyoruz. Tamamen gönüllülük esasıyla ilerleyen OK, markaların desteğiyle bu misyonunu gerçekleştirmeye daha da yakınlaşacaktır. Bu sebeple yakın gelecekte, evren için iyi bir şeyler yapma motivasyonu olan markaların da gücünü arkamıza alarak 7’den 70’e herkes için onarma, üretme ve paylaşma kültürünü yaymak istiyoruz.